Sağlık Rehberi butonunu tıklayarak, Türkiye'nin tüm il ve ilçelerinde bulunan her türlü sağlık kuruluşlarının bilgilerine ulaşabilirsiniz.                                                

Tiroid hastalıkları konusunda akademik bilgileri anlaşılır bir dille anlatan bu sitenin bilimsel konularda çalışma yapmasını teşvik eden ve öncülük yapan Prof.Dr.Cumali Aktolun'a teşekkürlerimizle.

TİROİD HASTALIKLARI



Tiroid hastalıkları değişik kriterlere göre sınıflandırılabilir. Ancak, en kapsayıcı sınıflandırmayı seçmek gerekir. Bu yaklaşımla tiroid hastalıklarını 2 Ana Gruba ayrılır:

I)   Tiroidin Hormon Hastalıkları 
        I-1: Tiroidin Aşırı Hormon Üretimi (Hipertiroidizm) 
        I-2:Tiroidin Yetersiz Hormon Üretimi (Hipotiroidizm)

II) Tiroidin Yapısal Hastalıkları  
       II-1: Tiroidin İltihapları (Tiroidit)
       II-2: Tiroidin Kitleleri (Nodüller) 
       II-3: Tiroidin Doğumsal Hastalıkları 
       II-4: Tiroidin Kanserleri



HİPERTİROİDİZM (ZEHİRLİ GUATR)

Tiroid bezesinin gereğinden daha fazla hormon salgıladığı tiroid hastalığı türüne türüne hipertiroidizm (toksik guatr, zehirli guatr) denir. Zehirli guatr, nodüllü veya nodülsüz olabilir.
Nodülsüz zehirli guatrların hepsine “Graves hastalığı”, “Basedow Graves hastalığı” ve “Basedow hastalığı” demek yaygın alışkanlık olmuştur. Ancak, nodülsüz guatrların sadece bir kısmı bu isimlerle anılır, diğerleri sadece “hipertiroidizm” olarak adlandırılır.

Nodüllü zehirli guatr (toksik nodüler guatr veya toksik adenom); sıcak nodüllü zehirli guatr (çok çalışan nodüllü zehirli guatr) ve sıcak otonom nodüllü zehirli guatr (çok çalışan baskın nodüllü zehirli guatr) şeklinde olabilir.

Zehirli guatr’da her hastanın boğazında şişlik olmaz. Hastaların çoğunda boğazın dışarıdan görünümü normaldir. Hatta bu nedenle halk arasında bu guatr türüne ‘iç guatr’ da denir, ancak tıp camiasında “iç-dış guatr” tanımlaması yoktur. boyununda bir şişlik fark ederek doktora gitmesini önerir ve doktor muayenesi sırasında nodül saptanır.

Zehirli guatr’da şikayetler:
• Çarpıntı,
• Ellerde titreme,
• Vücutta titreme,
• Ani kilo kaybı,
• Saç dökülmesi,
• Kaşıntı,
• Boğazda dolgunluk ve sıkıntı
• Aşırı iştah dolayısıyla çok yemek yeme ve çok su içme,
• Aşırı terleme,
• çabuk yorulma,
• Aşırı sinirlilik
• Bulantı
• İshal
• Çabuk yorulma
• Adet düzensizliği
• Çok sık dışkılama
• Panik atak
• Horlama
• Erken boşalma
• Gözlerin ileri doğru çıkması (egzoftalmi)

Bazı hastalarda göğüs ve boyunda devamlı bir kızarıklık söz konusu olabilir. Nodülsüz zehirli guatrlı hastaların bazılarında gözlerde büyüme ve gözlerin ileriye doğru çıkması (egzoftalmi) görülür. Bunların hepsi birlikte olmak zorunda değildir. Bu şikayetlerin bazıları ön plandadır, diğer şikayetler ancak doktorun sorgulaması ile ifade edilebilir.

HİPERTİROİDİZM’İN (ZEHİRLİ GUATR’IN) TANISI

Zehirli guatr’ın doğru ve eksiksiz tanısı için muayene, kan tetkikleri, ultrasonografi, sintigrafi, (nodül var ise) ince iğne biyopsisi, yapılır.

Hastaların muayenesinde; kalp atımının çok arttığı, solunumun hızlandığı, ellerin titrediği, avuç içlerinin nemli olduğu görülür.

Kan Tetkiklerinde; tiroid bezesi hücrelerine karşı oluşmuş anti-tpo ve anti-tg antikorları ile anti-TSH antikoru ölçümü çok önemlidir. Bu antikorların yüksekliği, hastalığın tedavi sonrasında nasıl bir seyir izleyeceğine dair çok önemli bilgiler verir. Zehirli guatrlı hastalarda, kanda serbest T3, serbest T4, tiroglobulin ve TSH ölçümü, hemogram, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri (SGOT, SGPT, GGT, ALP, Üre, Kreatinin), tam kan tahlili, sedimentasyon da her hastada yapılması gereken testlerdir. Gereken vakalarda ayrıca PTH ve kalsiyum da ölçülür.


Zehirli guatr’lı hastaların ultrasonografisinde; tiroid bezesinin normal yapısının bozulduğu, yer yer doku değişikliklerinin (heterojenite) başladığı görülür. Uzun süre tiroid karşıtı ilaçlarla tedavi olan hastalarda bu doku değişiklikleri daha belirgin olur, nodül gelişimi sık görülür.

Sintigrafide, tiroid bezesinin çok çalıştığını gösteren yüksek “uptake” (apteyk) görülür. Normalde görünür olan çene altı tükrük bezeleri görünmez. Sıcak nodüllü zehirli guatrda ise sadece nodülün belirgin olarak görüldüğü dikkati çekerken tiroidin geriye kalan bölümlerinde baskılanma (supresyon) görünür. Bu baskılanma çok belirginse tiroidin nodül dışı alanları hiç görünmez; bu duruma bağımsız (otonom) sıcak nodüllü zehirli guatr denir. Sintigrafi yapılırken bilgisayar yardımıyla “uptake” testi de yapılmalır. Zehirli guatrlı hastalarda nodül varsa muhakkak ince iğne biyopsisi yapılmalıdır.

Sanıldığının aksine, zehirli guatrlı hastalardaki nodüllerde de kanser görülme riski vardır.

ZEHİRLİ GUATR’IN TEDAVİSİ

Zehirli guatrın tedavisi; gereğinden fazla üretilen tiroid hormonlarının normal seviyenin altına düşürülmesidir. Tedavi, kalıcı ve kalıcı olmayan tedavi olarak ikiye ayrılır. Kalıcı tedavi için batı ülkelerinde (özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da) radyoaktif iyot (kapsül) tercih edilirken Türkiye’de ve diğer bazı ülkelerde hala ameliyatla tedavi daha sıklıkla yapılmaktadır.

Kalıcı olmayan tedavi ise tiroid karşıtı ilaçlarla (karbimazol ve propiltiourasil) ile yapılan tedavi olup her zaman tiroid hormonları yeterli düzeyde ve kısa sürede düşürülemez; düşürse bile “bir süre” sonra hormonlar tekrar yükselip hastalık belirtilerinin ortaya çıkar. Bu türden tedavide hastalığın ne kadar süre sonra tekrarlayacağı belli değildir; her hastada faklıdır ancak genç hastalarda kısa süre sonra zehirli guatr yeniden alevlenir. Tiroid karşıtı ilaçları uzun süre kullanıldığında karaciğer, kan hücreleri ve üreme hücreleri (sperme ve yumurta hücreleri) üzerine ciddi yan tesirler oluşturabileceğinden bu tedavi altındaki hastaların sık aralıklarla (her ay) kontrolü gerekir. Ayrıca, başta nodül ve tiroid bezesinde büyüme olmayan hastalarda kısa süre sonra nodül gelişimi ve tiroidin büyümesi (guatr) görülebilir. Bu tedavi için genel kural eninde sonunda hastalığın tekrarlaması (nüks)’dır; “iki ileri bir geri”.

Ameliyatla tedavi; ülkemizde hala en çok kullanılan yöntem olsa da batı ülkelerinde her geçen gün ameliyatsız tedavi yöntemleri daha fazla rağbet görmektedir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinde ve Kanada’da zehirli guatr’da tek seçenek düşük doz radyoaktif iyot tedavisidir. Bazı Avrupa ülkelerinde ameliyat hala kullanılsa da her geçen yıl ameliyat edilen hasta sayısı hızla azalmaktadır. ameliyathane


Genel olarak tıbbın tüm alanlarında bu türden bir değişim yaşanmaktadır. Örneğin bundan 15-20 yıl önce mide ve oniki parmak barsağı ülseri olan bütün hastalar ameliyat edilirken bugün ülserli hastalar sadece ilaçla tedavi ediliyor. Aynı şekilde, bademcik ve geniz eti ameliyatları da artık batı ülkelerinde gittikçe daha az yapılır hale gelmiştir. Türkiye, tiroid alanında tam bu değişim dönemindedir.

Ses tellerine giden sinirlerin kesilmesi veya koparılması, kalbin fibrilasyona girmesi, akciğere kanama, tiroid krizi, kalsiyum bezelerinin çıkarılması ve nadiren de olsa ameliyat bölgesindeki damarların ve gırtlağın zarar görmesi tiroid ameliyatının risklerindendir. Bu risklerin çoğunluğu ölümcül olabildiği gibi diğerleri de hayat kalitesini önemli ölçüde düşüren sağlık sorunlarına neden olur.

Ameliyat sonrasında devamlı tiroid hormonu kullanımı gerekir. Aksi halde, hastada tiroid hormon yetmezliği ve zehirli guatr tekrarlaması sık görülür. Çünkü ameliyat sonrasında normalin altına düşen tiroid hormonu ve yükselen TSH nedeniyle kalıntı doku devamlı uyarılır ve kalıntı doku önce büyür sonra zehirli guatr veya nodül tekrarlayabilir. Yani, “ameliyatla guatr temizlendi, hiçbir ilaç kullanmayacağım” şeklinde bir tıbbi yaklaşım yoktur.

RAI kapsül tedavi, düşük doz radyoaktif iyot tedavisidir. Kalıcı bir tedavi olan bu yöntemde, bir kapsül içine konulmuş toz halindeki radoaktif iyot’un tiroid’e yerleşip bu organın hücrelerinin aşırı hormon salgılama yeteneğini yok etmesi ve daha sonraki süreçte bu organın küçülmesini sağlaması esasına dayanır. Son derece güvenli, yüksek tecrübe birikimi bulunan bir tedavi şekli olup her yaşta hastaya uygulanabilir. Sanıldığının aksine; kısırlık ve kanser yapmaz. kapsül


Geri
Geri


HİPOTİROİDİZM (TİROİD HORMON YETERSİZLİĞİ)

Tiroid Hormon Yetersizliğinde Ömür Boyu İlaç Kullanımı Şart!

Tiroid hormonu yetersiz hale geldikten sonra bir daha düzelip tekrar yeterli hormon salgılayamaz. Aynı şeker hastalığında olduğu gibi burada da ‘yetersiz bir hormon’ söz konusudur.

Örneğin, ülkemizde en yaygın yapılan hata tiroid ameliyatlarında tiroid bezesinin bir kısmı çıkarılıp atılınca geriye kalan tiroid dokusunun yeterli hormon salgılayacağı yönünde büyük yanılgıdır. Ameliyat sonrasında az veya çok tiroid hormon yetersizliği (hipotiroidizm) olur. Bu yetersizliğin devamlı ilaç kullanımı ile düzeltilmesi şarttır. Aksi halde hastanın kanında TSH yükselir ve kalan tiroid dokusunu uyarıp büyütür. Bu büyüme neticesinde hastadaki tiroid hormon yetersizliği geçici olarak ortadan kaybolur. Ancak, bu defa da ameliyata neden tiroid hastalığı (örn. Nodül, zehirli guatr) tekrarlar.

Peki hangi Dozda İlaç Kullanmalıdır?

Tiroid hormon yetersizliği hangi nedenle ortaya çıkarsa çıksın ömür boyunca kullanması gereken tiroid hormon ilacının (Tefor, levotiron, L-Thyroxin) standart dozu yoktur. Her hastada doz farklıdır. Hatta hastalarda bazı dönemlerde doz artışı veya azaltılması gerekir. İşte bu nedenle hastaların kanında bulunan tiroid hormonları belirli zaman aralıkları ile ölçülür ve doz ayarı ona göre yapılır.

Tiroid Hormon Yetmezliğinde Meme Hormonu’da Yükselebilir.

Bu hastalarda, kandaki prolaktin (kadınlardaki meme ve emzirme hormonu) düzeyi yükselebilmektedir. Hatta aynı hastalarda bu prolaktin yüksekliğine ilaveten MR ve tomografide aynı “prolaktin salgılayan hipofiz tümörleri”ndeki gibi hipofiz büyümesi de görülebilmektedir. Bu hastalarda tiroid yetmezliğinin gözden kaçırılması sonucunda “agresif prolaktin fazlalığı tedavisi” ve hatta “hipofiz ameliyatı” uygulanabilmektedir. Halbuki asıl hastalık olan tiroid hormon yetmezliği tedavi edilmeden bu agresif tedavilerle sorunu çözmek mümkün değildir.

Geri
Geri

TİROİDİT



Tiroid İltihapları (Tiroidit)

Her organ gibi tiroidin de iltihabı olur. Bu iltihap, cerahatli bir olay değildir. Yani ortada bir mikrop yoktur. Tiroid iltihaplarının çoğunluğunda vücudun bağışıklık sisteminin hatalı çalışması söz konusudur. Normalde bağışıklık sistemi vücudumuza giren virüs, bakteri gibi mikroplara karşı savunma amacıyla ‘antikor’ adını verdiğimiz proteinler salgılar.


Tiroid Antikorları Nelerdir?

Bu antikorlar gidip mikroplara yapışır ve onları yok eder. İşte bu sistem bazen ‘şaşırarak’ vücudun kendi hücrelerine ve o hücrelerin parçacıklarına karşı da antikor oluşturur. Bu antikorlara da ‘oto antikor’ denir. İşte tiroid bezesinde bulunan hücrelere karşı vücudun bazen ürettiği bu antikorlara ‘tiroid antikorları’ denir. Bu antikorların en önemli iki tanesi: anti-tiroglobulin antikor ve anti-tiroid peroksidaz antikor’dur.

Tiroid Antikorlarının Zararı Var Mı?

Bu antikorlar tiroid bezesinde ciddi bazı hastalıklar yaratır. Bu hastalıklardan biri de ‘tiroidit’ yani tiroidin iltihabıdır. Ayrıca, bazı zehirli guatr türlerinde (örneğin Basedow Graves) de bu antikorlar yükselir. Tiroid antikorları, kısırlık yaşayan bazı kadınlarda da yüksek bulunabilir. Ayrıca, zehirli guatrda ortaya çıkan gözün ileri doğru çıkmasında (egzoftalmi) da bu antikorların rolü vardır.

Geri
Geri

 
Drugstore
dogalvitamin.net - Herþey doðal, herþey saðlýklý
 saglikmarketim.net - Türkiye'nin ilk saðlýk hipermarketi
     
Derneğin Amacı
Bağış
Üyelik
Basında
Sağlık Rehberi
İletişim

HaberTürk Anlık Haber Akışı



Bu alana reklam rezervasyonu yaptırmak için tıklayınız.

Saðlýk, Kozmetik, Medikal, Estetik Ürünleri Sanal Maðazasý,





Copyright © 2008 tiroidoloji.org.tr, Tiroidoloji Derneği resmi internet sitesidir. Bu sitede yayınlanan yazı, grafik, resim, illüstrasyon ve animasyonların her türlü hakkı saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, kısmen veya tamamen kopyalanamaz, ticari veya başka herhangi bir amaçla kullanılamaz.