|
|
Tiroid
hastalıkları
konusunda
akademik
bilgileri
anlaşılır
bir dille
anlatan bu
sitenin
bilimsel
konularda
çalışma
yapmasını
teşvik eden
ve öncülük
yapan
Prof.Dr.Cumali
Aktolun'a
teşekkürlerimizle.
|
HİPERTİROİDİZM (ZEHİRLİ GUATR)
|
Tiroid bezesinin gereğinden daha fazla hormon salgıladığı tiroid hastalığı türüne
türüne hipertiroidizm (toksik guatr, zehirli guatr) denir. Zehirli guatr, nodüllü
veya nodülsüz olabilir.
Nodülsüz zehirli guatrların hepsine “Graves hastalığı”, “Basedow
Graves hastalığı” ve “Basedow hastalığı” demek yaygın alışkanlık olmuştur. Ancak,
nodülsüz guatrların sadece bir kısmı bu isimlerle anılır, diğerleri sadece “hipertiroidizm”
olarak adlandırılır.
Nodüllü zehirli guatr (toksik nodüler guatr veya toksik adenom);
sıcak nodüllü zehirli guatr (çok çalışan nodüllü zehirli guatr) ve sıcak otonom
nodüllü zehirli guatr (çok çalışan baskın nodüllü zehirli guatr) şeklinde olabilir.
Zehirli guatr’da her hastanın boğazında şişlik olmaz. Hastaların çoğunda boğazın
dışarıdan görünümü normaldir. Hatta bu nedenle halk arasında bu guatr türüne ‘iç
guatr’ da denir, ancak tıp camiasında “iç-dış guatr” tanımlaması yoktur. boyununda
bir şişlik fark ederek doktora gitmesini önerir ve doktor muayenesi sırasında nodül
saptanır.
Zehirli guatr’da şikayetler:
• Çarpıntı,
• Ellerde titreme,
• Vücutta titreme,
• Ani kilo kaybı,
• Saç dökülmesi,
• Kaşıntı,
• Boğazda dolgunluk ve sıkıntı
• Aşırı iştah dolayısıyla çok yemek yeme ve çok su içme,
• Aşırı terleme,
• çabuk yorulma,
• Aşırı sinirlilik
• Bulantı
• İshal
• Çabuk yorulma
• Adet düzensizliği
• Çok sık dışkılama
• Panik atak
• Horlama
• Erken boşalma
• Gözlerin ileri doğru çıkması (egzoftalmi)
Bazı hastalarda göğüs ve boyunda devamlı bir kızarıklık söz konusu olabilir. Nodülsüz
zehirli guatrlı hastaların bazılarında gözlerde büyüme ve gözlerin ileriye doğru
çıkması (egzoftalmi) görülür. Bunların hepsi birlikte olmak zorunda değildir. Bu
şikayetlerin bazıları ön plandadır, diğer şikayetler ancak doktorun sorgulaması
ile ifade edilebilir.
HİPERTİROİDİZM’İN (ZEHİRLİ GUATR’IN) TANISI
Zehirli guatr’ın doğru ve eksiksiz tanısı için muayene, kan tetkikleri,
ultrasonografi, sintigrafi, (nodül var ise) ince iğne biyopsisi, yapılır.
Hastaların muayenesinde; kalp atımının çok arttığı, solunumun hızlandığı,
ellerin titrediği, avuç içlerinin nemli olduğu görülür.
|
Kan Tetkiklerinde; tiroid bezesi hücrelerine karşı oluşmuş anti-tpo
ve anti-tg antikorları ile anti-TSH antikoru ölçümü çok önemlidir. Bu antikorların
yüksekliği, hastalığın tedavi sonrasında nasıl bir seyir izleyeceğine dair çok önemli
bilgiler verir. Zehirli guatrlı hastalarda, kanda serbest T3, serbest T4, tiroglobulin
ve TSH ölçümü, hemogram, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri (SGOT, SGPT, GGT,
ALP, Üre, Kreatinin), tam kan tahlili, sedimentasyon da her hastada yapılması gereken
testlerdir. Gereken vakalarda ayrıca PTH ve kalsiyum da ölçülür.
|
|
Zehirli guatr’lı hastaların ultrasonografisinde; tiroid bezesinin
normal yapısının bozulduğu, yer yer doku değişikliklerinin (heterojenite) başladığı
görülür. Uzun süre tiroid karşıtı ilaçlarla tedavi olan hastalarda bu doku değişiklikleri
daha belirgin olur, nodül gelişimi sık görülür.
Sintigrafide, tiroid bezesinin çok çalıştığını gösteren yüksek
“uptake” (apteyk) görülür. Normalde görünür olan çene altı tükrük bezeleri görünmez.
Sıcak nodüllü zehirli guatrda ise sadece nodülün belirgin olarak görüldüğü dikkati
çekerken tiroidin geriye kalan bölümlerinde baskılanma (supresyon) görünür. Bu baskılanma
çok belirginse tiroidin nodül dışı alanları hiç görünmez; bu duruma bağımsız (otonom)
sıcak nodüllü zehirli guatr denir. Sintigrafi yapılırken bilgisayar yardımıyla “uptake”
testi de yapılmalır. Zehirli guatrlı hastalarda nodül varsa muhakkak ince iğne biyopsisi
yapılmalıdır.
Sanıldığının aksine, zehirli guatrlı hastalardaki nodüllerde de kanser görülme riski
vardır.
ZEHİRLİ GUATR’IN TEDAVİSİ
Zehirli guatrın tedavisi; gereğinden fazla üretilen tiroid hormonlarının
normal seviyenin altına düşürülmesidir. Tedavi, kalıcı ve kalıcı olmayan tedavi
olarak ikiye ayrılır. Kalıcı tedavi için batı ülkelerinde (özellikle Amerika Birleşik
Devletleri ve Kanada’da) radyoaktif iyot (kapsül) tercih edilirken Türkiye’de ve
diğer bazı ülkelerde hala ameliyatla tedavi daha sıklıkla yapılmaktadır.
Kalıcı olmayan tedavi ise tiroid karşıtı ilaçlarla (karbimazol ve propiltiourasil)
ile yapılan tedavi olup her zaman tiroid hormonları yeterli düzeyde ve kısa sürede
düşürülemez; düşürse bile “bir süre” sonra hormonlar tekrar yükselip hastalık belirtilerinin
ortaya çıkar. Bu türden tedavide hastalığın ne kadar süre sonra tekrarlayacağı belli
değildir; her hastada faklıdır ancak genç hastalarda kısa süre sonra zehirli guatr
yeniden alevlenir. Tiroid karşıtı ilaçları uzun süre kullanıldığında karaciğer,
kan hücreleri ve üreme hücreleri (sperme ve yumurta hücreleri) üzerine ciddi yan
tesirler oluşturabileceğinden bu tedavi altındaki hastaların sık aralıklarla (her
ay) kontrolü gerekir. Ayrıca, başta nodül ve tiroid bezesinde büyüme olmayan hastalarda
kısa süre sonra nodül gelişimi ve tiroidin büyümesi (guatr) görülebilir. Bu tedavi
için genel kural eninde sonunda hastalığın tekrarlaması (nüks)’dır; “iki ileri bir
geri”.
|
Ameliyatla tedavi; ülkemizde hala en çok kullanılan yöntem olsa
da batı ülkelerinde her geçen gün ameliyatsız tedavi yöntemleri daha fazla rağbet
görmektedir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinde ve Kanada’da zehirli guatr’da
tek seçenek düşük doz radyoaktif iyot tedavisidir. Bazı Avrupa ülkelerinde ameliyat
hala kullanılsa da her geçen yıl ameliyat edilen hasta sayısı hızla azalmaktadır.
|
|
Genel olarak tıbbın tüm alanlarında bu türden bir değişim yaşanmaktadır. Örneğin
bundan 15-20 yıl önce mide ve oniki parmak barsağı ülseri olan bütün hastalar ameliyat
edilirken bugün ülserli hastalar sadece ilaçla tedavi ediliyor. Aynı şekilde, bademcik
ve geniz eti ameliyatları da artık batı ülkelerinde gittikçe daha az yapılır hale
gelmiştir. Türkiye, tiroid alanında tam bu değişim dönemindedir.
Ses tellerine giden sinirlerin kesilmesi veya koparılması, kalbin fibrilasyona girmesi,
akciğere kanama, tiroid krizi, kalsiyum bezelerinin çıkarılması ve nadiren de olsa
ameliyat bölgesindeki damarların ve gırtlağın zarar görmesi tiroid ameliyatının
risklerindendir. Bu risklerin çoğunluğu ölümcül olabildiği gibi diğerleri de hayat
kalitesini önemli ölçüde düşüren sağlık sorunlarına neden olur.
Ameliyat sonrasında devamlı tiroid hormonu kullanımı gerekir. Aksi halde, hastada
tiroid hormon yetmezliği ve zehirli guatr tekrarlaması sık görülür. Çünkü ameliyat
sonrasında normalin altına düşen tiroid hormonu ve yükselen TSH nedeniyle kalıntı
doku devamlı uyarılır ve kalıntı doku önce büyür sonra zehirli guatr veya nodül
tekrarlayabilir. Yani, “ameliyatla guatr temizlendi, hiçbir ilaç kullanmayacağım”
şeklinde bir tıbbi yaklaşım yoktur.
|
RAI kapsül tedavi, düşük doz radyoaktif iyot tedavisidir. Kalıcı bir tedavi olan
bu yöntemde, bir kapsül içine konulmuş toz halindeki radoaktif iyot’un tiroid’e
yerleşip bu organın hücrelerinin aşırı hormon salgılama yeteneğini yok etmesi ve
daha sonraki süreçte bu organın küçülmesini sağlaması esasına dayanır. Son derece
güvenli, yüksek tecrübe birikimi bulunan bir tedavi şekli olup her yaşta hastaya
uygulanabilir. Sanıldığının aksine; kısırlık ve kanser yapmaz. |
|
Geri |
|
HİPOTİROİDİZM (TİROİD HORMON YETERSİZLİĞİ)
|
Tiroid Hormon Yetersizliğinde Ömür Boyu İlaç Kullanımı Şart!
Tiroid hormonu yetersiz hale geldikten sonra bir daha düzelip tekrar yeterli hormon salgılayamaz. Aynı şeker hastalığında olduğu gibi burada da ‘yetersiz bir hormon’ söz konusudur.
Örneğin, ülkemizde en yaygın yapılan hata tiroid ameliyatlarında tiroid bezesinin bir kısmı çıkarılıp atılınca geriye kalan tiroid dokusunun yeterli hormon salgılayacağı yönünde büyük yanılgıdır. Ameliyat sonrasında az veya çok tiroid hormon yetersizliği (hipotiroidizm) olur. Bu yetersizliğin devamlı ilaç kullanımı ile düzeltilmesi şarttır. Aksi halde hastanın kanında TSH yükselir ve kalan tiroid dokusunu uyarıp büyütür. Bu büyüme neticesinde hastadaki tiroid hormon yetersizliği geçici olarak ortadan kaybolur. Ancak, bu defa da ameliyata neden tiroid hastalığı (örn. Nodül, zehirli guatr) tekrarlar.
Peki hangi Dozda İlaç Kullanmalıdır?
Tiroid hormon yetersizliği hangi nedenle ortaya çıkarsa çıksın ömür boyunca kullanması gereken tiroid hormon ilacının (Tefor, levotiron, L-Thyroxin)
standart dozu yoktur. Her hastada doz farklıdır. Hatta hastalarda bazı dönemlerde doz artışı veya azaltılması gerekir. İşte bu nedenle hastaların kanında bulunan tiroid hormonları belirli zaman aralıkları ile ölçülür ve doz ayarı ona göre yapılır.
Tiroid Hormon Yetmezliğinde Meme Hormonu’da Yükselebilir.
Bu hastalarda, kandaki prolaktin (kadınlardaki meme ve emzirme hormonu) düzeyi yükselebilmektedir. Hatta aynı hastalarda bu prolaktin yüksekliğine ilaveten MR ve tomografide aynı “prolaktin salgılayan hipofiz tümörleri”ndeki gibi hipofiz büyümesi de görülebilmektedir. Bu hastalarda tiroid yetmezliğinin gözden kaçırılması sonucunda “agresif prolaktin fazlalığı tedavisi” ve hatta “hipofiz ameliyatı” uygulanabilmektedir. Halbuki asıl hastalık olan tiroid hormon yetmezliği tedavi edilmeden bu agresif tedavilerle sorunu çözmek mümkün değildir.
Geri
|
|
TİROİDİT
|
Tiroid İltihapları (Tiroidit)
|
Her organ gibi tiroidin de iltihabı olur. Bu iltihap, cerahatli bir olay değildir.
Yani ortada bir mikrop yoktur. Tiroid iltihaplarının çoğunluğunda vücudun bağışıklık
sisteminin hatalı çalışması söz konusudur. Normalde bağışıklık sistemi vücudumuza
giren virüs, bakteri gibi mikroplara karşı savunma amacıyla ‘antikor’ adını verdiğimiz
proteinler salgılar. |
Tiroid Antikorları Nelerdir?
Bu antikorlar gidip mikroplara yapışır ve onları yok eder. İşte bu sistem
bazen ‘şaşırarak’ vücudun kendi hücrelerine ve o hücrelerin parçacıklarına karşı
da antikor oluşturur. Bu antikorlara da ‘oto antikor’ denir. İşte tiroid bezesinde
bulunan hücrelere karşı vücudun bazen ürettiği bu antikorlara ‘tiroid antikorları’
denir. Bu antikorların en önemli iki tanesi: anti-tiroglobulin antikor ve anti-tiroid
peroksidaz antikor’dur.
Tiroid Antikorlarının Zararı Var Mı?
Bu antikorlar tiroid bezesinde ciddi bazı hastalıklar yaratır. Bu hastalıklardan
biri de ‘tiroidit’ yani tiroidin iltihabıdır. Ayrıca, bazı zehirli guatr türlerinde
(örneğin Basedow Graves) de bu antikorlar yükselir. Tiroid antikorları, kısırlık
yaşayan bazı kadınlarda da yüksek bulunabilir. Ayrıca, zehirli guatrda ortaya çıkan
gözün ileri doğru çıkmasında (egzoftalmi) da bu antikorların rolü vardır.
Geri
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|