|
|
Tiroid
hastalıkları
konusunda
akademik
bilgileri
anlaşılır
bir dille
anlatan bu
sitenin
bilimsel
konularda
çalışma
yapmasını
teşvik eden
ve öncülük
yapan
Prof.Dr.Cumali
Aktolun'a
teşekkürlerimizle.
TİROİD HASTALIKLARI NASIL TEŞHİS EDİLİR?
|
Tiroid hastalıklarının teşhisinde 5 ana yöntem kullanılır:
1)Muayene
2)Kanda serbest tiroid hormonlarının ve antikorlarının ölçülmesi
3)Tiroid ultrasonografisi
4)Tiroid sintigrafisi
5)İnce iğne biyopsisi
Bende Tiroid hastalığı Var mı?
Bu sorunun cevabını vermek için yapılan testlere “Tarama Testleri”” denir (Secreening
Tests). Bu testler; elle muayene, tiroid ultrasonografisi ve kanda TSH testidir.
Bu testler bir kişide tiroid hastalığı olup olmadığına dair yüksek bir kesinlikle
bilgi verir. Bu tetkikler olmadan hastada tiroid hastalığı “var” veya “yok” denemez.
Bu tetkiklerin her biri ayrı bilgiler verdiğinden “Biri yapılınca diğerine gerek
var mıdır” diye düşünmeyiniz Ancak, yine de bu testlere rağmen hastada tiroid hastalığı
olduğu halde “yokmuş” gibi sonuçlar ortaya çıkabilir (örneğin Subklinik Hipotiroidizm).
Yıllık tüm vücut genel çekup testleri içine tiroid hastalıklarıyla ilgili bu testler
mutlaka eklenmelidir.
Bendeki Tiroid Hastalığı Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?
Bu soruların cevabını vermek çin yapılan testlere “Tanı Testleri” denir (Diagnostic
Tests). Bu testler; elle muayene, ultrasonografi, sintigrafi, kanda Ft3, Ft4,
TSH, anti-tg antikor, anti-tpo antikor, tirglobulin, kalsiyum, parathormon, karaciğer
ve böbreğe ait fonksiyon testleri ve nodül varsa iğne biyopsisi’dir.
Eğer hastada tiroid nodülü varsa mutlaka ince iğne biyopsisi yapılmalıdır.
Muayene
| Hiçbir tanı yöntemi, hekimin hastayı görerek bizzat yapacağı muayenenin yerini tutamaz.
Tiroid muayenesinde; hastanın şikayetleri, hikayesi, öz geçmişi, soy geçmişi ve
genel görünümü, diğer hastalıkları olup olmadığı, ilaç kullanıp kullanmadığı, kilosu,
boyu, boyun çevresi not edilir. Daha sonra, hekim, elleriyle hastanın boyun ve çene
bölgesini, tiroid bezesini, bu bölgelerdeki lenf düğümlerini inceler. Kalp çarpıntısı
ve ritm bozukluğu şikayeti varsa hastanın kalbini stetoskop ile dinler, bulguları
kaydeder.
|
|
Kan Tetkikleri
Hastanın kanı alınarak serbest tiroid hormonları (FT3,FT4), tiroidle ilgili
beyinden salgılanan hipofiz hormonu (TSH), tiroid antikorları (anti-tg antikor,
anti-tpo antikor) düzeyleri ölçülür. Gerektiğinde kanda diğer bazı hormon ve maddelerin
ölçümleri de yapılır (örneğin tirglobulin, kalsiyum, parathormon, karaciğer ve böbreğe
ait fonksiyon testleri).
Tiroid Ultrasonografisi
|
|
Tiroid bezesi nispeten yüzeyde yerleştiği için boyun cildi ve adeleleri altında
rahatlıkla ultrasonografi ile değerlendirilir. Tiroid ultrasonografisi, deneyimli
ellerde yapıldığında tiroid bezesinde nodül, kitle, lenf düğümü büyümesi, kireç
oturması, tiroid dokusunda bozulmalara (parankim bozuklukları) mevcut olup olmadığı
ortaya konulur. Nodül, kitle, lenf düğümü büyümesi ve tiroidin kendi boyutları ölçülür.
Ultrasonografi ile nodülün kanser olup olmadığı anlaşılmaz.
|
Tiroid ultrasonografisi, siyah-beyaz olarak yapılır. Çok önemli ve yararlı bir tanı
yöntemidir. Yüksek frekanslı (5 MHz ve üstü) ultrasonografi cihazları kullanılır.
Tiroid hastalıklarının teşhisinde Dopler incelemesinin ultasonografiye ilave bir
avantaj ve üstünlüğü yoktur. Dopler tetkiki, tiroid nodülünün kanser olup olmadığını
ortaya koyamaz. Dopler ile nodülün sıcak veya soğuk olduğu anlaşılamaz, bu konuda
yorum yapılamaz, raporlarda yer verilemez. Dopler ile tiroid kan akımı, tiroid nodülü
kan akımı ve benzeri incelemelerinin bilimsel olarak kabul görmüş bir klinik kullanımı
yoktur. Bu nedenle, maliyeti artırmasından ve yanıltıcı sonuçlar vermesinden dolayı
Dopler incelemesi tiroid hastalıkları teşhisinde kullanılmaz.
Tiroid Sintigrafisi

Tiroid bezesinin ve tiroiddeki nodülün fonksiyonu hakkında bilgi elde etmek
için kullanılır. Sintigrafi çekilmeden kısa bir süre önce düşük doz Teknesyum-99m
isimli zararsız bir radyoaktif maddenin damardan enjeksiyonunu takiben gama kamera
adlı cihazla görüntü alınır. Bu görüntüye sintigrafi denir. Bu ilaç, gerek hastaya
gerekse çevresine zararlı değildir ve bu maddelerin temini ve kullanımı Türkiye
Atom Enerjisi Kurumunca sıkı sıkıya denetlenmektedir.
|
|
Toplumda genel bir ürküntü, korku ve yanlış bilgilendirme nedeniyle sintigrafi çekimlerinde
hastalarda gereksiz tereddütlere şahit olmaktayız. Sintigrafi çekiminde kullanılan
madde radyoaktiftir ancak bu insan sağlığına zarar veren bir radyoaktif madde değildir.
Hem çok düşük dozda kullanılmaktadır hem de bu radyoaktif maddenin yarılanma ömrü
6 saattir ve bu süreden önce ayrıca idrar, ter, nefes ve dışkı ile de vücuttan hızla
atılmaktadır. Tiroid sintigrafisinde kullanılan radyoaktif madde dozu 3 miliküri
civarındadır, halbuki kalp sintigrafisinde kullanılan radyoaktif maddenin dozu yaklaşık
40 miliküridir! Kalp sintigrafisinde kullanılan doz bile hiçbir şekilde insan sağlığına
zararlı değildir. Bu radyoaktif madde vücutta depo edilmez. Zararlı bir madde olsa
zaten tıbben insan üzerinde kullanımı söz konusu olmaz. Kaldı ki hastalıkların teşhisinde
kullanılan bütün röntgen filmleri ve tomografi, kalp anjiografisi insan vücuduna
radyasyon yükleyen tetkiklerdir. Ancak, sintigrafide olduğu gibi bu film ve tomografilerde
de hastaya ulaşan radyasyon düzeyi hastanın sağlığını tehlikeye atan bir düzeyde
değildir. Bu tetkik yapıldıktan sonra bazı hastanelerde hastalara 1 hafta evden
dışarı çıkmaması, diğer insanlardan uzak durması, ayrı tuvalet ve banyoyu kullanması,
yemek takımlarını bir hafta ayrıması sölenmektedir. Bu açıklamalar ve “tavsiyeler”
hiç bir şekilde nükleer tıp bilminin gerektirdiği açıklamalar olmayıp tavsiyeyi
veren kişinin bilgi ve mesleki yetersizliğini gösterir. Sintigrafi çekiminden sonra
hastaların evlerinde tecrit edilmesi, ailesinden uzak durması ve benzeri uygulamalar
tamamen cehalet ve bilgisizlik ürünüdür Bu sintigrafi yapıldıktan sonra evde normal
günlük işlerini, çalıştığı işyerinde normal görevini yapmasını engelleyen hiç bir
radyasyon riski yoktur. Bu sintigrafiden sonra kaçınılması gereken tek şey; 3 ile
6 saat arasında değişen süre içind bebek emzirmektir.
|
İNCE İĞNE ASPİRASYON BİYOPSİSİ (İİAB)
|
Tiroid nodülleri için geçerli olan bir klişe vardır: “Her nodül biyopsiyi hak eder”.
Ameliyat kararı verilmiş olsun veya olmasın, her nodül, önceden ultrasonografi eşliğinde
ince iğne aspirasyon biyopsisi (US-İİAB) ile tetkik edilip tedavi ondan sonra planlanmalıdır.

Tiroid nodülüne iğne biyopsisi yapılırken iğne ucunun nodüle girdiğinden emin olunması
gerekir.Aksi halde nodülden değil normal tiroid dokusundan hücre alınır ve yanlış
sonuç elde edilir. Bunu sağlayabilmek için de iğne biyopsisinin ultrasonografi altında
(eşliğinde) yapılması gerekir.
|

Utrasonografi altında iğnenin ucunu ve nodülü aynı anda görerek yapılan tiroid sintigrafisi
hem hastanın hayatının tehlikeye atılmasını önler hemde doğru sonuç almasını sağlar.
Bu işlem ancak iki kişi ile yapılabilen bir işlemdir: Bir uzman ultrasonografi aleti
ile nodülü ve iğnenin ucunu takip ederken diğer uzman ekrandaki görüntüyü takip
ederek iğneyle içine girer.
|
|
Bu durum kesin ameliyat kararı verilmiş hastalar için de geçerlidir. Zira, ameliyat
öncesinde US-İİAB ile kanser saptanması durumunda hastaya uygulanacak
ameliyat tekniği tamamen değişmektedir. Kanser olduğu bilinmeden nodül
için ameliyata alınan bir hastada ameliyatta çıkarılan materyelde daha sonra yapılan
patolojik incelemede kanser olduğu tespit edilirse ikinci bir ameliyat (reoperasyon)
gerekmektedir. İkinci ameliyatlarda ise ses tellerine giden sinirlerin
zedelenme ve hasar görme şansı yükselir (tümüyle ses kaybı, eses kısıklığı ve
hatta ölüm).
|
Diğer Tetkikler
Daha nadiren, bazı karmaşık tiroid hastalıklarında,
ağızdan veya enjeksiyonla çeşitli ilaçlar uygulanarak tiroid bezesinin ve hipofizin
vereceği tepkilerin değerlendirildiği testler de vardır. Her hastaya uygulanmaz,
ancak deneyimli uzmanlar ve merkezlerde hekim kontrolü altında uygulanır.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|