|
|
Tiroid
hastalıkları
konusunda
akademik
bilgileri
anlaşılır
bir dille
anlatan bu
sitenin
bilimsel
konularda
çalışma
yapmasını
teşvik eden
ve öncülük
yapan
Prof.Dr.Cumali
Aktolun'a
teşekkürlerimizle.
TEDAVİ YÖNTEMLERİ
|
Tiroid hastalığında tedavi yöntemlerini şu başlıklar altında sıralayabiliriz :
|
TİROİD AMELİYATLARI
|
|

Hastaların önemli bir bölümünde, ameliyat sonrasında takip de edilmiyor. Hasta ameliyat
edilip birkaç gün (çoğunlukla 1 gün) sonra evine gönderiliyor. Birkaç hafta sonra
kaçınılmaz olarak hastada tiroid hormon yetersizliği (hipotiroidizm) ve bazı hastalarda
kalsiyum yetmezliği (hipokalsemi) başlıyor. Bunun sonucunda hasta ameliyat öncesine
göre başka sorunlar yaşamaya başlıyor. Bu hastaların ameliyattan sonra ömür boyunca
ilaç kullanması, takip ve kontrol altında olması, tiroid hormonlarının yeterli düzeyde
tutulması gerekir. Bu takibi ameliyatı yapan cerrahın yapması beklenmez; ameliyat
sonrasınfda hormonların eksiksiz olarak yerine konularak takip muayenelerini yapacak
hekim genellikle ameliyat kararını veren cerrah olmayan uzmandır. Cerrah, verilmiş
ameliyat kararının uygulanıp uygulanamayacağına karar verip ameliyatı en iyi şekilde
yapmakla yükümlüdür.Ameliyat sonrası takibi de cerraha bırakmak ilk önce cerraha
yapılacak haksızlıktır.
Hangi teknik seçilirse seçilsin, ameliyat öncesinde iğne biyobsisi yapılsa dahi,
çıkarılan nodülün ameliyat devam ederken bir patoloji uzmanı tarafından incelenmesi
(intraoperatif frozen section) ve kanser çıkması durumunda ameliyatın
ona göre yönlendirilmesi önerilir.
Guatr’ın bir çok türü olduğunu hatırlamak gerekir. Guatr’ın çoğunluğunda 113 ameliyata
gerek olmasa da bazı guatr türlerinde ameliyat zorunludur. Özellikle, tiroid kanseri
olduğu bilinen tiroid nodüllerinde ameliyat tedavinin birinci aşamasıdır. Ayrıca,
kanser olmayan bazı nodüllerde de ameliyat gerekebilir. Her guatr ve her tiroid
nodülü ameliyat edilmez. Guatr hastasının tetkiki sırasında iğne biyopsisi yapıldıktan
sonra patolojik olarak kanser saptanınca hastanın gecikmeden ameliyat edilmesi şarttır.
Ameliyattan sonra ise kanserin ikinci aşaması olan hastanede yatırarak yüksek doz
radyoaktif iyot tedavisi yapılır. Hiç bir nodül, biyopsi ile kanser saptanmadıkça
ultrasonografi, dopler veya sintigrafi ile kanser tanısı konulmaz, hastaya “nodülünün
kanser riski çok yüksek” denilmez. Ameliyattan önce, hastanın tiroid ile ilgili
bütün kan tahlilleri, tiroid ultrasonografisi, tiroid sintigrafisi ve iğne biyopsisi
yapılır. Tiroid hastalığı tam ve eksiksiz olarak tetkik edilip kesin tanı konulur,
tedavinin ameliyatsız olarak ilaçlarla mı yoksa ameliyatla mı yapılacağına karar
verilip hastaya gerekli açıklamalar yapılır.
Ameliyat Anestezisi
Guatr ameliyatı genel anestezi altında (hasta tamamen bayıltılarak) yapılır. Deneyimli
bir anestezi uzmanı gerekir.
Ameliyatla Tadevi Edilmesi Gereken Nodüller
-
Kanser Olduğu İğne Biyopsisi İle Saptanmış Her Türlü Nodül
- Dışarıdan Estetiği Bozacak Kadar Dikkat Çeken Büyük Soğuk Nodüller
- İlaçla Tedaviye Olumlu Cevap Vermeyip Büyümeye Devam Eden
Nodüller
- Gırtlağa Baskı, Ciddi Yutkunma Güçlüğü, Boyun Damarlarına Ileri
Düzeyde Baskı Yapan Çapı 2 cm’ın Üstündeki Nodüller
- Uzun Süren Tiroid Iltihabı Nedeniyle Tiroid Dokusunun Çoğunun
Harap Olduğu Zemininde Gelişmiş Birden Fazla Nodüller (Sıcak, Soğuk, Ilık
Olması Farketmeksizin)
- Vücudun Herhangi bir Yerinde Saptanan Tiroid Kanseri Yayılması Durumunda
Tiroid’te Bulunan Nodül (Nodülün Hiç Bir Ayrıntısına Bakılmaksızın)
GuatrAmeliyat Türleri
Artık, tiroidin bir kısmını çıkarıp geriye kalanı “hormon üretsin” diye bırakmak
(subtotal tiroidektomi) tercih edilen bir yöntem olmaktan çıkmıştır.
Çünkü, bu hastalarda nüks (hastalığın tekrarlaması) sık görülmektedir.Ayrıca, ameliyatta
biraz doku bırakılsa bile yinde hastanın tiroid hormonu kullanması yine de gereklidir.
Tiroid Hastalığının Kanser Olup Olmadığına Göre Ameliyatının Türüne Karar Verilir.
- Kanser Olmayan Nodüllü Guatr’da; tiroidin tümüne yakını çıkarılır (near total thyroidectomy),
lend nodülleri çıkarılmaz.
- Kanser Saptanan Nodüllü Guatr’da; tiroidin tümü, komşu lenf düğümleri (total thyroidectomy)
ve çevredeki adelelere yapışıklık varsa bu bölümler çıkarılır.
Ameliyattan Sonra Ne Olur?
Ameliyattan sonra hasta yaklaşık 1 gün hastanede kalır, ertesi gün evine gider.
Yaklaşık 1 hafta sonra ameliyatta çıkarılan tiroid dokusunun tümünün incelenmesiyle
elde edilen patoloji raporu alınır. Eğer kanser çıkmadığı en son olarak bu raporla
doğrulanırsa hastaya ömür boyu sürecek tiroid hormon tedavisi başlanır. Hangi sıklıkla
kontrole geleceği açıklanır. Hasta ömür boyunca tiroid hormonu ve gereken hastalarda
kalsiyum kullanmak zorundadır.
Ameliyat Sonrasında İlaç Kullanımı ve Takip
Ameliyat olan hastaların ameliyattan sonra ömür boyunca ilaç kullanması, takip ve
kontrol altında olması, tiroid hormonlarının yeterli düzeyde tutulması gerekir.
Bu takibi ameliyatı yapan cerrahın yapması beklenmez; ameliyat sonrasında tiroid
hormonların eksiksiz olarak yerine konularak takip muayenelerini yapacak hekim genellikle
ameliyat kararını veren cerrah olmayan uzmandır. Cerrah, verilmiş ameliyat kararının
en iyi şekilde yapmakla yükümlüdür. Ameliyat sonrası takibi de cerraha bırakmak
ilk önce cerraha yapılacak haksızlıktır.
|
|
RAİ KAPSÜL TEDAVİSİ
|
RAI kapsül tedavisi, bazı tiroid hastalıklarında kullanılan ameliyatsız bir tedavi
yöntemidir. Son yıllarda tıbbın tüm alanlarında hastalıkların tedavisinde ameliyatsız
yöntemler tercih ediliyor. Bu bağlamda, bir çok tiroid hastalığı da artık ameliyatsız
yöntemlerle tedavi ediliyor, ancak ülkemizde ‘guatr’ denildiğinde ilk önerilen yöntem
hala ameliyattır. Batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinde son 15 yılda yapılan
tiroid ameliyatı sayısı dramatik bir şekilde düşmüştür.
Tiroid Hastalıklarında Ameliyatın Gittikçe Daha Az Başvurulan Bir Yöntem Olmasının
Nedenleri
- Hastaların ameliyat yerine ameliyatsız tedaviyi tercih etmesi (ameliyat korkusunun
yarattığı hasta tercihi).
- Ameliyat maliyetinin daha yüksek olması.
- Ameliyat sonrasında en az bir ay (30 gün) işgücü kaybı (işten uzak kalma) zorunluluğunun
olması.
- Ameliyat sonrasında tiroid hastalığın tekrarlaması, dolayısıyla da ikinci ve hatta
üçüncü ameliyatın gerekebilmesi.
- Cerrahın hatası olmasa dahi ameliyatın bazı kaçınılmaz sağlık sorunları yaratabilmesi
(örn.ameliyat sonrası saatlerde beklenmeyen kanama olması)
|
|
|
|
|
- Ameliyatta tiroid dokusu çıkarılıp alınırken bunun içine gömülü bulunan kalsiyum
bezeleri de çıkarılıp atılması sonucunda hastanın ömür boyunca kalsiyum ve diğer
bazı destekleyici ilaçları kullanmak zorunda kalması.
- Tiroid bezesinin yerleştiği bölgenin ‘vücudun en dar geçiş’ bölgesi olması dolayısıyla
cerrahi komplikasyonların (örn. ses tellerine giden sinirlerin kesilmesi veya kopması)
ortaya çıkabilmesi.
- Ameliyat sırasında bazı anestezi komplikasyonlarının ortaya çıkabilmesi (örneğin
kalp ritmi bozulması ve kalp durması).
- Tiroid cerrahisi konusunda tecrübeli cerrah sayısının fazla olmayışı.
RAI Kapsül İle Ameliyatsız Tedavi
RAI, düşük doz Radyo Aktif İyot tedavisidir. Hastaya ağız yoluyla verilir.
Kapsül şeklindedir. İsmi radyoaktif olmasına rağmen, hastaya ve çevresindekilere
verdiği radyasyon çok düşüktür. Etkili, ekonomik, kesin, konforlu ve
kalıcı bir yöntemdir. Sadece hamilelerde kullanılmaz. Tek bir uygulamada, has
talığın tekrarlamayacak şekilde kalıcı olarak tedavi edilme şansı %90 civarındadır
(bu konuda yayınlanmış makalelerde başarı % 70 ile %95 arasında
değişmektedir).
RAI Kapsül Tedavisi ;
- Etkilidir,
- Ekonomiktir,
- Kalıcıdır,
- Konforludur,
- Risk Yoktur,
- Gerekirse Tekrarlanabilir.
RAI Kapsül Tedavisinin Aşamaları
-
Hastanın Hazırlanması
- Kapsülün Uygulanması
- Tedavi Sonrası Takip
RAI Kimlere Uygulanır?
- Zehirli Guatr (Nodüllü veya Nodülsüz)
-
Sıcak Nodül
- Ilık Nodüla
- Ameliyat Sonrası Tekrarlamış Guatr
- İleri Derecede Büyük Basit Guatr
RAI Kapsül Tedavisinin Ana Prensipleri
- Hastaneye Yatmadan Uygulanır.
- Kapsülü Yutarken Hiç Bir Acı ve Sıkıntı Söz Konusu Değildir.
- Kapsül Uygulandıktan Sonra Hasta Evine Gider.
- Tecrit Edilmesi veya Hapsedilmesi Ihtiyacı Yoktur.
RAI kapsülün uygulanışı. RAI kapsül, el değmeden orjinal ambalajından cam bir
kanül aracılığıyla hastanın ağzına ulaşır. Hasta, toplam bir adet kapsül yutar, üstünede
bir bardak su içer.
Sıvı RAI’nın uygulanışı. Bu yöntem, halk arasında bilinen ‘atom tedavisi’ dir. Bu uygulama
tarzında; radyo aktif iyot sıvı haldedir ve aynı ‘su içer gibi’ hasta tarafından içilir. Bu safhadan
sonra ağız, geniz, boğaz ve yemek borusunda bir miktar radyo aktif madde kalır ve zamanla mideye
iner. Kapsüle göre daha ekonomik olmasına rağmen artık bütün dünyada kullanımı
azalmıştır. (Bazı hekimler bardaktan direkt içmek yerine bir pipetle içmeyi önermektedir, gerek
bardakdan direk gerekse pipet aracılığıyla içme sonrasında hastanın ağız çevresindeki cildine,
göğüs bölgesine ve bazende elbisesinin çeşitli yerlerine sıvı radyo aktif iyotun bulaşması söz
konusu olabilmektedir).
RAI Kapsül Tedavisinin Aşamaları
RAI kapsül tedavisinin Üç aşaması vardır: Hastanın hazırlanması, Kapsülün
uygulanması, Tedavi sonrası takip. Hastanın hazırlanması ve verilecek dozun
hesabı bu tedavinin başarı şansını direk etkiler. Doz hesabı, çok faktörlü bir
değerlendirme sonucunda yapılır.
RAI’nin Uygulanışı
Artık sadece kapsül halindeki RAI uygulaması tercih edilmektedir. Daha ekonomik
olduğu halde sıvı RAI’yi önerilmemektedir. Sıvı haldeki RAI’nin uygulama
sırasında ağız içi, boğaz ve gırtlak üst bölümünde kalan radyoaktif iyot
artıkları nedeniyle tükrük bezesi şişmeleri ve kalıcı ağız kuruluğu oluşması gibi
ciddi komplikasyonları vardır.Ayrıca, sıvı RAI’de verilen dozun bir kısmı bardak
çeperine yapıştığı için uygulanan dozun tam hesabı yanıltıcı olabilir.
RAI Kapsül Tedavisinin Hastalara Zararı Var mı?
Bu tedavide, hastaya düşük doz radyoaktif iyot (RAI) kapsülü vermekteyiz.
İsmi radyoaktif olmasına rağmen, hastaya ve çevresindekilere verdiği radyasyon
çok düşüktür. RAI’nin hastalarda kısırlık ve kanser yapmadığı gerekAmerika
Birleşik Devletleri gerekse diğer bir çok Batı ülkesinde binlerce hastanın
yıllarca takip edildiği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Rehberimiz bilim
olduğu için bilimsel olmayan hiç bir açıklamaya itibar etmeyiniz. Bu tedavinin
ince bazı ayrıntılarını bilmemek veya gözardı etmek tedavinin başarısını yok
edebilmektedir. Bu nedenle bu konuda deneyimli, bilgili ve akademik çalışma
yapmış kişilerin bu yöntemi uygulaması tavsiye edilmektedir. “Kapsül”, basit
bir ilaç uygulaması değildir. Bu yöntem, bir “tedavi süreci bütünlüğü” içinde
uygulanması gereken bir tedavi aracıdır.
RAI ile ilgili bilimsel Gerçekler
- Kısırlık Yapmaz
- Kanser Yapmaz
- Göze Zarar Vermez
- Kemik Erimesi Yapmaz
- Kalbe Zarar Vermez
- Her Yaşta Hastaya Uygulanabilir
- Şişmalık Yapmaz
Bu tedavi yeni ve denenmemiş bir yöntem değildir; RAI tedavisi, 1940’dan bu
yana onbinlerce hastaya uygulanmıştır. Bu tedavi, her geçen gün geliştirilmekte,
daha etkili ve yan tesirsiz hale getirilmektedir.
RAI’nin Gözlere Olumsuz Etkisi Var mı?
Yıllarca bu tedavinin aleyhinde yayılan söylentilerde RAI’nin kanser yaptığı,
özellikle zehirli guatr hastalarında göz ileri doğru çıkmasını arttırdığı, gözlerin
görmesini bozduğu gibi iddialar dile getirilmiştir. Bu iddiaların asılsız olduğu,
zehirli guatrda görülen gözlerdeki sorunların ayrı bir süreç olarak devam ettiği,
tiroid hormonları yüksek olduğu süre içinde gözlerin daha kötüleştiği, bu nedenle
RAI veya ameliyatla hatta son yıllarda her ikisini peş peşe uygulayarak
hormonların kalıcı bir şekilde düşürülmesinin, takip eden zaman içinde de tiroid
hormonlarının tekrar normal seviyelere getirilmesi gerektiği geniş kabul
gören bilimsel yaklaşım tarzı olup tıp literatüründe bunu kanıtlayan bir çok makale
ve araştırma sonucu mevcuttur. Gözlerdeki sorunlar, zehirli guatra neden
olan aynı nedenle ve etkenle yani yüksek tiroid antikorları (anti-tg ve anti-tpo
antkorları) ile ortaya çıkan bir bağışıklık sistemi hastalığıdır ( oto-immün bir hastalık)
tır.
Zehirli Guatr’da İleri Doğru Fırlamış Gözlerin
RAI Tedavisi Sonrasındaki Durumu
- Hiç Değişmeden Olduğu Gibi Kalabilir
- Kısmen Düzelebilir
- Tamamen Düzelebilir
- Daha Kötüleşebilir
RAI Tedavisi Kısırlık Yapar mı?
Kanser olamayan tiroid hastalıkları nedeniyle yukarıda belirtilen çerçevede uygulanan
RAI düşük dozdur; tiroid kanserli hastalara ameliyat sonrasında burada
uygulanan miktarın yaklaşık 25 ile 50 katı daha yüksek oranda RAI
uygulanmaktadır. Bu kadar yüksek doz uygulanaan tiroid hastalarında dahi
kısırlık söz konusu olmamakta iken çok düşük doz ile tedavi edilen kanser dışı
tiroid hastalıklarından sonra kısırlık olacağını iddia etmek gerçekleri saptırmaktan
ibarettir. Kaldı ki RAI’nin kısırılık yapmadığı onlarca bilimsel araştırmadan
Hiç Değişmeden Olduğu Gibi Kalabilir
Kısmen Düzelebilir
Tamamen Düzelebilir
Daha Kötüleşebilir
Zehirli Guatr’da İleri Doğru Fırlamış Gözlerin
RAI Tedavisi Sonrasındaki Durumu
76
binlerce RAI uygulanmış hastada kanıtlanıp yayınlanmıştır. Bu arada göz ardı
edilmemesi gereken durum ise tiroid hastalıklarının RAI uygulamasıyla ilişkisi
olmaksızın kısırlık, düşük, ölü doğum yaptığı da bilinen bir bilimsel gerçektir.
RAI Tedavisi Şişmanlık Yapar mı?
RAI tedavi sonrasında normalin altına düşen tiroid hormonları derhal
yeterli düzeye getirilmelidir. Aksi halde hasta şişmanlar. Bu durum tiroid
ameliyatı sonrası için de geçerlidir. Tiroid ameliyatları sonrasında
hastada tiroid hormonları normalin altına düşer. Eğer bu safhadan sonra
hastaya düzenli tiroid hormonu verilmezse hasta kilo alır. Ancak gerek
RAI sonrası gerekse ameliyat sonrasında yeterli ve bilim kurallarına
uygun takip yapılırsa hastanın kilo alması söz konusu değildir.
RAI Tedavisi Kemiklere ve Kalbe Zarar Verir mi?
RAI hiç bir suretle kemik erimesi yapmaz, kalbe zarar vermez. Bir çok hastaaya
bu konuda yanlış ve yanıltıcı bilgi verildiğine tanık olunmaktadır Tiroid
hormon ahstalıklarının kendisi kemik erimesi yapar. Bunu RAI veya başka bir
tiroid tedavisine bağlamak bilimsel olmayan yanıltıcı bir tutumdur.
RAI Tedavisi Her Yaşta Uygulanabilir mi?
Genel bir yanılgı da RAI nin sadece yaşlı hastalara yapılacağı yönünde hastalara
verilen yanlış bilgidir. RAI ilk çıktığı yıllarda sadece yaşlı ve kalp yetmezliği
olan, ameliyat edilemeyecek hastalara uygulanırdı; ancak yıllar geçtikçe
bu tedavi yönteminin yan tesirlerinin olmadığı ortaya çıktıkça (özellikle kanser
ve kısırlık yapmadığı) her yaştan hastaya uygulanır hale geldi. Son yıllarda
çocuklara ve bebeklere dahi uygulanabileceği bir çok makalede yayınlanmıştır.
RAI her yaşa uygulanabilir; ancak önemli olan dozun yeterli düzeyde düşük
olmasıdır.
Ameliyata Göre Üstünlükleri
- Hastalarda Hormon Düzeyleri Yüksekken de Uygulanır
- Ses Tellerine Giden Sinirlere Zarar Vermez
- Kalsiyum Bezelerine Zarar Vermez
- Tekrarlama Olasılığı Daha Düşüktür
- Hastanede Yatmaya Gerek Kalmaz
- Anestezi Komplikasyonu Olasılığı Yoktur
- Ağrı ve Kanama Riski Yoktur
- Daha Ekonomiktir
RAI Kapsül Tedavisinden Sonra Devamlı İlaç Kullanımı
RAI kapsül tedavisinin hedefi, eskiden sanıldığı gibi tiroid hormon düzeyini
normale düşürmek değildir. Bu tedavinin hedefi ve başarı ölçütü, serbest T3 ve
serbest T4 hormonlarını normalin de altına düşürmektir. Unutmamak gerekir ki
zehirli guatrın hangi seçenek kullanılırsa kullanılsın (ameliyat ve anti-tiroid ilaçlar
dahil) her türlü başarılı tedavi sonucunda hastanın hormonlarının normalin
altına düşmesi (hipotiroidizm) kaçınılmazdır. Bu nedenle başarılı bir zehirli
guatr tedavisini, muhakkak, “tiroksin desteği” dediğimiz eksik tiroid hormonunun
yerine konulmasından ibaret olan devamlı, ömür boyu hormon tedavisi
takip eder.
AMELİYATSIZ TEDAVİ
İki türlü ameliyatsız tedavi seçeneği vardır:
A) Sıcak, ılık ve otonom nodüllerde ameliyatsız nodüllerde düşük doz radyoaktif
iyot (RAI) kapsül tedavisi oldukça etkili kalıcı sonuçlar veren bir yöntemdir.
Özellikle kuzey Amerika’da en tercih edilen yöntemdir. Bu tedavi
yönteminde ameliyatın getirebileceği riskler yoktur. Hastanın hastanede yatırılmasına
ihtiyaç duyulmaz.
Ameliyatsız Olarak Tedavi Edilebilen Nodüller
- Zehirli Guatr’a Neden Olmamış Sıcak Nodüller (Radyoaktif Iyot Tedavisi Ile
Başarılı Bir Şekilde Tedavi Edilir)
- Zehirli Guatr’a Neden Olmuş Sıcak Nodüller (Radyoaktif Iyot Tedavisi Ile
Başarılı Bir Şekilde Tedavi Edilir)
- Zehirli Guatr’a Neden Olmamış Ilık Nodüller (TSH Baskılaması veya Radyoaktif
Iyot Tedavisi Ile Başarılı Bir Şekilde Tedavi Edilebilir)
- Kanser Olmadığı Iğne Biyopsisi Ile Saptanmış Soğuk 1.5 cm’den Daha
Küçük Nodüller
- Kanser Olmadığı Iğne Biyopsisi Ile Saptanmış Ilık Nodüller
B) RAI kapsül tedavisinden ayrı olarak; küçük ılık nodüllerde TSH baskılaması
yöntemi ile nodüllerin büyümesinin ve sayısının artmasının önüne geçilebilir.
Bu amaçla hastalara tiroid hormonları normal bile olsa düşük doz
tiroksin tablet verilir ve devamlı düzenli kullanılması sağlanır.

Ameliyat sırasında tiroidin çıkarılabilmesi için yaklaşık 5 cm uzunluğunda
‘kolye kesisi’ yapılır.
Nodüllerde Ameliyat Kararı Verilmesi
Ülkemizde nodüllere tedavi amaçlı olarak ameliyat yapılması sık karşılaşılan
bir durumdur. Aynı şekilde, ameliyat sonrasında kalıntı dokuda (bakiye
parankim’de) tekrar nodül oluşumu (nüks nodül) ve tekrar ameliyat olma ihtiyacı
da nadir değildir. Bunun nedeni; çoğunlukla ameliyat kararı verilmeden
önce bazı tetkiklerin yapılmayışı, her hastanede bu tetkikleri yapacak teknik imkanın ve deneyimli uzmanın bulunmayışı ve en önemlisi ameliyat kararının
çok aceleye getirilmesidir. Halbuki, hiç bir nodül Acil Ameliyat Gerektirmez.
Nodül “patlamaz”. Ultrasonografi ile nodüllerin sayısı, boyutu, içeriği, sintigrafi
ile nodülün fonksiyonu, kan hormon ölçümü ile nodüllerin ve tiroid
bezesinin hormon durumu, kanda tiroid oto-antikorları ölçümü ile tiroid
dokusunun durumu ve nodüllerin nedeni, ameliyat sonrasında nüks ihtimali
olup olmadığı, ultrasonografi eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) ile her bir nodülün içeriğinin kanser olup olmadığı, tiroid dokusu içinde görülen
nodülün paratiroid bezelerine (paratiroid adenomu) ait olup olmadığı anlaşılmadan
ameliyat kararı verilmemelidir.Aksi halde, ilk ameliyattan sonra kanser
çıkması durumunda veya paratiroid adenomu olması durumunda 2.ameliyat ve
hatta 3. ameliyat yapılması nadir değildir.

Nodüllerin Tedaviye Verdiği Cevabın ve Tedavi Sonrasındaki
Durumunun Takibi
Nodüller ameliyatlı veya ameliyatsız tedavi edildikten sonra, hastanın devamlı
ve düzenli ilaç kullanımı ve doktor kontrolü şarttır. Nodüllerin takibi için ultrasonografi
kullanılmaktadır; bu amaçla Doppler tetkiki ve sintigrafi kullanılmamalıdır.
Nodül tedavisinde kullanılan ilaçların etkisi, kan alınıp hormon düzeyleri ölçülerek
yapılmalıdır.Ameliyattan sonra hiç ilaç kullanmayan veya ilaç kullandığı
halde yeterli doz ayarı yapılıp düzenli kontrolleri yapılmayan hastalarda
yeniden nodül çıkma riski yüksektir.
Nodüller Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Tedavi edilmeyen nodüller büyüyebilir ve sayısı da artabilir. Ayrıca, hiç bir tedavi
uygulanmayan nodüllerin tedavi uygulanan nodüllere göre daha sonraki
dönemde kansere dönüşüm gösterme riski yüksektir.
Nodüllere hiç bir tedavi uygulamadan ultrasonografi veya elle muayene ederek
“Şimdilik ameliyata gerek yok” demek, “nodüllerin ameliyat dışında hiç bir
tedavisi olmadığını” baştan kabul etmek, hastayı ameliyat için bekletmek ve
hastayı da bu ameliyata hazırlamak demektir. Halbuki sadece belirli bir grup
nodül ameliyat gerektirir, diğerleri ameliyatsız tedavi edilir.Ayrıca, ameliyatla
çıkarılıp atılan nodüllerin yerine yeni nodüllerin çıkması (nüks) nadir değildir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|